Bugün 10 Kasım 2009... "10 Kasım" denildiğinde, akla, elbette "Atatürk'ün ölüm yıldönümü" gelir...
"10 Kasım" denildiğinde, bütün takvim yapraklarında "1938'de ölen Atatürk"ten söz edilir de, 1983'te aramızdan ayrılan Osman Yüksel Serdengeçti'den hiç söz edilmez... Tavizsiz dava adamı Osman Yüksel Serdengeçti ağabeyimizi Ebedî Nizâm-ı Âlemciler Alperen Ocaklılar olarak rahmetle anıyoruz. Allah mekanını cennet etsin.. Unutmadık, Unutmayacağız, Unutturmayacağız..
Asıl adı Osman Zeki Yüksel' dir. Aralarında Ahmet Hamdı Akseki, eski müftülerden Hacı Salih Efendi' nin de bulunduğu alimler yetiştirmiş bir aileye mensuptur. İlkokulu Akseki'de, ortaokulu yatılı öğrenci olarak Antalya'da okudu. Ankara'da Atatürk Lisesi'ni bitirdikten sonra girdiği Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde 2. Sınıf öğrencisi iken Mayıs 1944'te meydana gelen olaylara karıştığı için öğrenimi yarıda kaldı. Nihal Atsız ve Alpaslan Türkeş' le birlikte bir süre tutuklu kaldı. Serbest bırakılınca fakülteye başvurarak öğrenimine devam etmek istediyse de kendisine izin verilmedi. Bunun üzerine dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel' e hitaben çok sert bir yazı kaleme aldı. Osman Yüksel yeniden hapishaneye gönderildi.
Hapisten çıkınca ünlü Serdengeçti dergisini çıkarmaya başladı. Pek çok sayısı toplatılan bu dergide çıkan yazıları nedeniyle hakkında çok sayıda dava açıldı ve sık sık tutuklanıp serbest bırakıldı. Başlığının altında "Allah, Vatan, Millet Yolunda" cümlesi sürekli yer alan dergideki yazılarında sık sık kullandığı "Açın kapıları Osman geliyor" sözü yeni tutuklanmalara hazır olduğunu bildiriyordu. Kendisine Serdengeçti unvanını kazandıran bu dergi, sık sık kapanması ve çıkan yazılarından dolayı çok sayıda mahkumiyet kararı çıkması nedeniyle 33 sayı çıkabilmişti. (1947-Şubat 1962)
1952 yılında Bağrı yanık adlı bir mizah gazetesi çıkardı. Başlığı altında"Hak yolunda bağrı yanık yolcular" sözü yer alan bu yayınında mücadelesini zengin esprilerle dolu yergileriyle sürdürdü. Bir ara politikaya atıldı, A.P. listesinden Antalya milletvekili seçilerek, parlamentoda görev yaptı (1965-1969). Partisinin politikası ve parti ileri gelenlerine yönelttiği eleştiriler yüzünden A.P. 'den ihraç edildi. Sonraki yıllarda mücadelesine yine yayımladığı yazı ve kitaplarla devem etti. Son olarak Yeni İstanbul gazetesinde"Selam"başlığı altında günlük fıkralar yazdı.
"Siyasî" hayatı da hayli renklidir... Bir dönem Antalya milletvekili seçilen Osman Yüksel Serdengeçti, AP'de aradığını bulamaz, CKMP'ne katıldığı gün şu konuşmayı yapar: "Aziz kardeşlerim, üç senedir Meclis'te bulunuyorum. Gördüğüm manzara kısaca şudur: Bir tarafta her şeye parmak kaldıranlar, diğer tarafta mukaddesata saldıranlar. Biri parmak kaldırıyor, biri parmak sallıyor. Yaranın üzerine parmak basan yok! İşte biz, bu çatının altında toplananlar, şehadet parmağımızı yaranın üstüne basmalıyız. Bu yol her kişinin değil, er kişinin yoludur. Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'de 'İnanıyorsanız mutlaka üstünsünüz' buyuruyor. Biz inanıyoruz. Hiç ölmeyene, bitmeyene, tükenmeyene, ebedi olana inanıyoruz.
Arkadaşlar; Türk Milleti buhranlar, hüsranlar içinde çalkalanıyor ve bir kurtarıcı bekliyor. Malazgirt'ten bu yana kaç nesli harcamışız? Bu topraklar için toprağa düşenlerin çocukları bakımsız, huzursuz, perişan, esamileri bile okunmuyor... Biz bu vatanın sıra dağlarını, uçsuz ovalarını, engin denizlerini bir heyecan tufanı ile yeniden fethedeceğiz. Basü badel mevt! Bugün onların olabilir ama, yarınlar bizim olacak!"